Bazı adlandırmalar, içerikleriyle uyumsuz olmalarına rağmen dilimize öylesine yerleşmişlerdir ki duyduğumuzda neyin kastedildiğini hemen anlarız. Örneğin, Kutsal Roma İmparatorluğu. Ne kutsal ne Roma ne de imparatorluk ama böyle kabul edilmiştir bir kere. Aynı durum “Gazeteci Hacı Yakışıklı” için de geçerlidir. Ne gazeteci ne hacı ne de yakışıklı.
Elli yıllık terör sorununu çözerek Türkiye Yüzyılı’nı barış ve demokrasi ile taçlandıracağı söylenen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun da aynı hissi uyandırıyor.
AKP’nin isteğiyle gerçekleştirilen 2010 referandumu Türkiye’ye ne kadar yargı bağımsızlığı getirmişse, bu kanun da Türklere ve Kürtlere işte o kadar barış ve demokrasi getirecektir.
Temel iddia, silahların susması, siyasetin konuşmasıydı. Sivil siyasetin önü açılacaktı. Yasa, ifade özgürlüğünü veya sair anayasal hakları genişleterek siyasete alan açmıyor. Bu yasaya göre eli silah tutanlar devlet izniyle sivil hayata geçiş yapacak, sivil siyasetten gelenler ise hapis yatmaya devam edecek. Anlaşılan o ki AKP, Kürt seçmen üzerindeki kontrolün siviller yerine, tekliflerini daha rahat kabul ettirebileceğini düşündüğü yorgun ve uyum sorunları yaşayan silahlı kanatta olmasını istiyor. Sivil kanat, silahlı kanada boğdurulmak isteniyor.
Yolun sonunda, tıpkı kayyum atanmış CHP ile buna tepki olarak kurulan Yeni Parti arasında olduğu gibi, hapisten çıkan silahlı kanat ile hapiste kalan sivil kanat arasında bir ikilik ortaya çıkabilir. Bunda DEM Parti seçmeninin AKP ile hizalanmak istememesi de etkili olacaktır. Ancak bu sürecin DEM Parti üzerinde nasıl bir sonuç doğuracağı ve parti tabanının nasıl konsolide olacağı, DEM Parti yöneticileri ve üyelerinin sorunudur. Nasıl tepki vereceklerini de onlar düşünsünler.
Benim bu süreçte üzerine düşünmem gereken daha önemli bir konu var: Üyesi olduğum Yeni Parti’nin, iktidara gelme olasılığı en yüksek muhalefet partisi olarak bu süreçte takınacağı tutum.
Özgür ÖZEL, Mayıs 2025’te herkesin hafızasına kazınan bir konuşma yapmıştı: “Sen AİHM kararları uymayacaksın, AYM kararlarına uymayacaksın. Muhalifleri içeri atacaksın, sürekli yargı eliyle disipline etmeye çalışacaksın. Sonra olay eksiksiz demokratik bir ülkede geçiyormuş gibi, ‘gelin Anayasa yapalım’. Menemen yapmam seninle, Anayasa mı yapacağım?“₁
Özgür ÖZEL, Temmuz 2025’te bir konuşmasında ise şöyle demişti: “‘Seninle ne anayasası, menemen yapmam’ dedim. Aynı çizgideyiz. Bu komisyon, anayasa yapacak bir komisyon değil. Ona niyetlenen bizi yanında bulamaz. Çünkü anayasaya uymayanla anayasa yapılamaz.“₂
O günden bugüne hiçbir şey değişmedi. AİHM kararları hâlâ uygulanmıyor, AYM kararları hâlâ uygulanmıyor, muhalifler hâlâ içeri atılıyor, yargı eliyle disipline etme çabaları devam ediyor, Anayasa’ya hâlâ uyulmuyor. Öyleyse menemen bile yapmazken ne oldu da barış ve demokrasi yapma aşamasına gelindi?
“İktidarın samimiyetine güvenmiyoruz, geçmişine güvenmiyoruz, bugünkü niyetine güvenmiyoruz, gelecekte vereceği sözlere de peşinen güvenmiyoruz.“, “Erdoğan iktidarı demokratikleştirmeyi başaramadı, başaramayacak. Erdoğan iktidarı kalkınmayı sağlayamadı, sağlamayacak. Hukukun üstünlüğünü, adaleti getirmedi, asla getirmeyecek.” ve “Bu iktidarın koltuğundan başka düşündüğü yoktur. Bu ülkeye bu kadar kötülük yapan bir iktidarın barışın sahibi olmasını beklemiyorduk, olmayacakları açıktır.” ₃ dedikten sonra yine de “evet” demek hatadır.
Yeni Parti, bu süreçte “Anayasa’yı ve demokrasiyi önceleyen, hukuk ve demokrasiye yönelik talepleri bilinmez bir geleceğe ertelemeye karşı çıkan, ABD-NATO için bir şeyler yapmayı reddeden ve ilkeleri olan yeni bir parti var.” dedirtebilmeliydi. Bunun yolu, “ama yine de evet diyeceğiz” cümlesindeki “ama”dan önce sıralanan çekinceleri daha gür sesle savunmaktan ve yasaya açıkça “hayır” demekten geçiyordu.
İddiaların aksine, bu yasaya hayır demek kimseyi Kürt düşmanı veya barış düşmanı yapmayacaktı. Nitekim DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay HATİMOĞULLARI’nın “Kürt sorununun hukuki, iktisadi alanında çözüp siyasi ve hukuki bir alana taşımak istiyoruz. Yasaya dair eleştirilerimiz var.“, “Yeni Parti’nin içindeki ret oylarının bir kısmı bazı iktidara güvensizliklerden de olabilir. Bazıları da 100 yıllık zihniyeti devam ettirdikleri için de oy vermediler. Tamamından oy beklerdik ancak buradan bazı tartışmaları derinleştirmek de istemem.” ve “Mevcut iktidar var olan Anayasa’yı da uygulamıyor. Kobane davasındaki bütün arkadaşlarımızın AYM kararı çerçevesinde bırakılmalı. AİHM kararını uygulamıyor. Figen Yüksekdağ’ın, Demirtaş’ın ve arkadaşlarımızın tutuklu olması yasadışı. Demokratik bir anayasa olmaz. Şahsa uygun anayasa olmaz. Demokratik anayasaya ihtiyaç vardır. … Gezi tutukluları gibi AYM’den faydalanması gerekir. Kayyum anayasaya aykırı. Cumhur İttifakının kabul ettiği ve anayasaya aykırı bir yasa. Seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldırır. Bu atmosferde yeni bir anayasa fiilen imkansız.” ₄ şeklindeki sözleri de “hayır” demenin Kürt düşmanlığı veya barış düşmanlığı olarak yorumlanamayacağını göstermektedir.
Haklarında AİHM kararı bulunan DEMİRTAŞ ve YÜKSEKDAĞ’ın, yeni bir yasaya gerek olmamasına rağmen tahliye edilmemesi ve iktidara duyulan güvensizlik, Anayasa ve demokrasi üzerinden gerçekleştirilecek bir itirazın makul karşılanacağını göstermektedir.
Yeni Parti, parti kararı alarak bu yasaya hayır deseydi bu yasayı engelleyemezdi; ancak Anayasa’yı ve anayasal hakları öncelediğini, Anayasa’ya aykırı işlerden barış ve demokrasi gelmeyeceğini açıkça ifade ederek gerçek bir alternatif olduğunu ispatlayabilirdi. Bu fırsat kaçırılmıştır.
Çerçeve yasaya hayır denirse Kürt düşmanı ve barış düşmanı olarak etiketleniriz korkusuyla ne tam hayır denmiş ne de tabanın haklı tepkilerine maruz kalırız korkusuyla tam evet denmiştir. Şimdilik hem yardan hem serden olunmuştur. Ancak Anayasa’yı ve anayasal hakları öncelediğini, Anayasa’ya aykırı işlerden barış ve demokrasi gelmeyeceği herkese gösterme fırsatı, hem sürecin devamında hem de süreç “Anayasa değişikliğine” evrildiğinde Yeni Parti’nin ayağına yeniden gelecektir.
Bu hafta yaşananların, uzun süredir iktidar olunamadığından buluttan nem kapar hâle gelen seçmenin uzun vadeli oy tercihini etkilemeyeceğini düşünüyorum. Ancak kuruluş aşamasındaki Yeni Parti’ye yönelik taban heyecanının sönümlendiği açıktır.
Çerçeve yasa tartışmalarıyla geçen son haftada olumlu bulduğum iki şey var: Yeni Parti milletvekillerinin çoğunluğunun tabanın sesine kulak vererek hayır oyu vermesi ve Ekrem İMAMOĞLU’nun “Yüzümüzü millete dönelim.” çıkışı.
Süreç hakkındaki tüm siyaset şu üç sorunun cevabı üzerine kurulmalı: Bu yasa kimin barışını kuruyor, kimin iktidarını güçlendiriyor ve bedelini kim ödüyor? Gelecekte atılacak tüm adımlar da bu soruların cevaplarına göre şekillenmelidir.
Bugünkü hâliyle AKP’nin barışını kuruyor, AKP’nin iktidarını güçlendiriyor ve bedelini Türkler ile Kürtler ödüyor. AİHM kararına rağmen Demirtaş bile içeriden çıkamazken, seçilmiş belediye başkanlarının görevleri kayyumlar eliyle sürdürülüyor. Anayasal haklar ile refaha dair her talep, “o ayrı bu ayrı” ve “önce barış, sonra demokrasi ve hukuk” söylemiyle bilinmez bir geleceğe ertelenerek pazarlık konusu yapılıyor. Böyle bir süreçten ne Türklere ne Kürtlere hayır gelir.
En büyük korkum, bu yasanın içeride otoriterleşmenin, dışarıda ise Mekke Anlaşması’nın bir ayağı hâline gelmesidir.
* * *
Madencilerin eylemlerine dair: Madenci mutlaka kazanacak. AKP, bir holdinge sözünü geçirip işçinin hak ettiği maaşı ödetemiyor. Yapamayacaklarından değil, yapmak istemiyorlar. Üç bakanlığın garantörlüğü ve verdikleri sözler patronlar tarafından kâle alınmıyor; işçiler, verilen sözlerin ve haklarının takipçisi olduklarında ise üç bakanlık birden işçinin karşısına dikiliyor. Tüm bunlardan sonra, daha bir holdinge sözünü geçiremeyenler, Çerçeve Yasa ve Mekke Anlaşması ile dâhilde ve hariçte büyük kararlar alıp âleme nizam dağıtıyorlar.
* * *
KAYNAKLAR
₁ https://www.birgun.net/haber/ozel-bana-karsi-bir-saldiri-olursa-da-sahip-cikmasi-gerekenler-yapmasi-gerekenleri-yapar-626148
₂ https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-den-komisyon-aciklamasi-nitelikli-cogunluk-istedi-anayasa-tavrini-korudu-641793
₃ https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/meclis-te-tarihi-oturum-ozgur-ozel-in-cerceve-yasa-konusmasinin-tam-metni-2527992?ysclid=msrrab65d4525685604
₄ https://www.birgun.net/haber/hatimogullari-ndan-cerceve-yasa-degerlendirmesi-yeni-parti-nin-tamamindan-evet-beklerdik-728813