Türk Yargısının Durumu

Hayırla başlamak için aklımdakileri yazıya dökmeden önce içimden besmele çektim. Tam yazmaya başlayacaktım ki yazacaklarımı düşününce, son zamanlarda sıklıkla ettiğim bir duamı da açıkça yazmaktan kendimi alamadım: “Mağdur, alacaklı, borçlu veya sanık olarak —hangi sıfatla olduğu fark etmez— AKP iktidarı sona ermeden Allah kimsenin yolunu adliyeye düşürmesin. Bu işten ekmeğini kazanan avukatlar hariç.” Bu duayı okuyunca belki alınacak veya sinirlenecek olanlar olacaktır. Ancak onlar da duygularını bir kenara bırakıp yazının tümünü okuduklarında bu duaya katılacaklardır.

Bu yazıda siyasi davalara, akçeli işlere, FETÖ veya İBB borsalarına ya da rüşvet ağlarına dair haberlere ve bunlar üzerinden yaşanan hukuksuzluklara değinmeyeceğim. Bu yazıda, ceza yargısıyla sınırlı olarak, dosyanın tarafların karşılaşmaları muhtemel yargı süreçlerini en başından en sonuna —soruşturmadan bireysel başvuruya kadar— anlatacağım. Hukuk ve idari yargı alanları da neredeyse aynı durumda olduğundan, kıyas yapılmasında sakınca yoktur.

İşte Türk yargısının durumu…

Adalet Bakanlığı verilerine göre 2010 yılında ilk derece ve bölge mahkemelerinde görev yapan hâkim ve Cumhuriyet savcısı sayısı 10.223’tür. Bu sayı 2025 yılı itibarıyla 24.513’e ulaşmıştır. Bu sayıya Yargıtay, Danıştay, Bakanlık merkez teşkilatı, AYM ve HSK kadrolarında görev yapan 2.268 kişi de eklendiğinde toplam sayı 26.781 olmaktadır. ₁

Adalet Bakanlığı verilerine göre Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerde yüz bin kişiye düşen hâkim sayısı ortalaması 21,9’dur. Bu sayı Fransa’da 11,3; Belçika’da 14,4; Almanya’da 24,7; Avusturya’da 29,4; Yunanistan’da 37,3’tür. Ülkemizde ise 2025 yılı itibarıyla 21,32’dir. Yani hâkim sayısı nicelik bakımından Avrupa ortalamasına oldukça yakındır. Yine Adalet Bakanlığı verilerine göre Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerde yüz bin kişiye düşen savcı sayısı ortalaması 12,2’dir. Bu sayı Fransa’da 3,2; Belçika’da 7,5; Almanya’da 7,7; Bulgaristan’da 23,9’dur. Ülkemizde ise 2025 yılı itibarıyla 9,93’tür. Yani savcı sayısı da nicelik bakımından Avrupa ortalamasına yakındır. ₂

Adalet Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ülkemizde 1.519.180 soruşturma dosyasında kamu davası açılmış, ancak iddianamelerin 95.963’ü iade edilmiştir. Yani daha Bismillah demeden, yolun başında, yazılan iddianamelerin %6,32’si tel tel dökülmüştür. ₃

Sakın bir anlık heyecanla iade edilmeyen iddianamelerin de usulen doğru hazırlandığı hissine kapılmayın. 2025 yılı boyunca ceza mahkemelerinde (iddianame düzenlenmeyen İcra Ceza Mahkemeleri hariç) 42.978 yetkisizlik ve 50.854 görevsizlik kararı verilmiştir. Yani reddedilmeyen 1.423.217 iddianamenin %6,59’u da yanlış mahkemeye sunulmuştur. ₄

Gerektiğinde valiye, büyükelçiye, müsteşara, devletin tüm büyüklerine karşı Cumhuriyet adına hakkı savunmasını ve soruşturmasını beklediğimiz Cumhuriyet savcılarının durumu işte bu kadar acıklıdır. Yazdıkları iddianamelerin yalnızca %87,50’si yargılama yapılmaya uygundur. Yazdıkları iddianamelerin %12,50’si hakkında iade, yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilmektedir. Hepimiz biliyoruz ki asgari ücretle fabrikada çalışan bir işçi, ürettiği her 100 üründen 12,5’inde defoya sebebiyet verirse anında kapı önüne konur. Peki bu Cumhuriyet savcılarının ayrıcalığı nereden gelmektedir? Türk Halkı daha iyisini hak etmektedir.

Adalet Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında ceza davalarında 2.236.116 karar (iddianame düzenlenmeyen İcra Ceza Mahkemeleri hariç) verilmiştir. Bu kararlardan 385.672’si beraat kararıdır. Sadece Ağır Ceza Mahkemelerinde 314.701 karar verilmiş olup bunların 81.745’i beraat kararıdır. Yani (İcra Ceza Mahkemeleri hariç) tüm ceza mahkemelerinde verilen kararların %17,24’ü, Ağır Ceza Mahkemelerinde ise verilen kararların %25,97’si beraat kararıdır. ₅

Tam da bu aşamada, istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulamadan kesinleşen soruşturma ve kovuşturma dosyaları bakımından Kanun Yararına Bozma istatistiklerini paylaşmak gerektiği kanaatindeyim. Adalet Bakanlığı verilerine göre 53.182 başvuru arasından 8.699’u için (%16,36) Kanun Yararına Bozma başvurusu yapılmıştır. Yargıtay, Kanun Yararına Bozma başvuruları hakkında verdiği 5.541 kararın 4.690’unda (%84,64) başvuruları kabul etmiştir. ₆

Adalet Bakanlığı, yayınladığı Adalet İstatistikleri’nde nedense Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Dairelerinin verdiği kararların türünü belirtmemiştir. Yani ülke çapında verilen ilk derece kararlarının kaçının hatalı bulunarak kaldırıldığı ya da kaçının doğru bulunduğu kamuoyuyla paylaşılmamış. Aynı şekilde ilk derece mahkemelerinin verdiği beraat veya mahkumiyet kararlarının kaçının kaldırıldığını bilemiyoruz. Böyle bir istatistik nasıl tutulmaz, anlamıyorum. Ama Adalet Bakanlığı’nın asli vazifesini üstlenerek tek tek tüm bölge adliye mahkemeleri faaliyet raporlarını inceleyip verileri birleştirme işini de üstlenmeyeceğim. Onun yerine yalnızca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Komisyon Başkanlığının 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nu incelemekle ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi verilerinin Türkiye ortalamasını yansıttığını varsaymakla yetineceğim.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri, 2025 yılı boyunca toplam 78.442 karar vermiştir. Bu kararlardan 84’ü yetkisizlik, 4.310’u ise görevsizlik kararıdır. Hatırlamak gerekirse, ilk derece mahkemeleri iddianamelerin %6,59’u hakkında yetkisizlik ya da görevsizlik kararı vermişti. Meğer istinaf mahkemelerinde verilen kararların da %5,60’ı yetkisizlik ya da görevsizlik kararıymış. Tam bir “Tencere dibin kara, seninki benden kara.” hikayesi. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmeyen kararlardan 7.110’u eksiklikler tamamlansın diye ilk derece mahkemesine tevdi edilmiştir. Yani istinaf mahkemelerine gelen ilk derece mahkemesi kararlarının %9,06’sı, eksik inceleme nedeniyle ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir. Masum kişiler hakkında ceza, suçlu kişiler hakkında ise beraat kararı veren ceza mahkemesi hâkimleri, dosyalarının tekemmül edip etmediğinin farkında bile değildir. Tüm bu aşamaları bir şekilde geçen kararlardan 11.135’i “Bozma + İlk Derece Mahkemesine Gönderme”; 4.397’si “Bozma + Yeniden Hüküm Kurma” şeklinde hatalı bulunmuştur. Yani usule ilişkin işlemleri tamamlanmış ve esastan incelenmiş 66.938 ilk derece ceza mahkemesi kararının %23,20’si hatalı bulunmuştur. ₇

Adalet Bakanlığı verilerine göre 2025 yılında Yargıtay Ceza Daireleri 193.100 karar vermiştir. Verdiği kararların 48.034’ü bozma, 4.023’ü ise bir bölümde onama, bir bölümde bozma kararıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise yıl boyunca 608 karar vermiştir. Verdiği kararların 175’i bozma, 3’ü ise bir bölümde onama, bir bölümde bozma kararıdır. Yani ilk derece ve istinaf aşamasını geçerek Yargıtay’a ulaşan ceza mahkemesi kararlarının %26,97’sinin en az bir bölümü hatalıdır. ₈

Bozma kararlarında Yargıtay 3. Ceza Dairesi özellikle göze çarpmaktadır. İlgili daire 2025 yılında toplam 30.086 karar vermiştir. Verdiği kararların 9.602’si onama, 19.208’i bozma, 407’si ise bir bölümde onama, bir bölümde bozma kararıdır. Yani Yargıtay 3. Ceza Dairesinin verdiği kararların %65,20’sinde en az bir bölüm hatalı bulunmuştur. ₉ Bozulan kararların mahkumiyet kararı mı yoksa beraat kararı mı olduğu açıklanmasa da zannımca çok önemi yoktur. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçların” temyiz incelemesi ile görevli olduğu dikkate alındığında; onca yıl boyunca ya masum kişilere temyiz aşamasına kadar sair mahkemelerce suçlu muamelesi yapılmıştır ya da suçlu olan kişilere temyiz aşamasına kadar sair mahkemelerce masum muamelesi yapılmıştır.

Bu vahim istatistiğe inanamadığım için bir kez de sağlamasını yapmak istedim. İlk derece mahkemesi kararları üzerinden “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçların” istatistiklerini inceledim. Bu suçlardan tam 51.345 dosya varmış. Bunların 23.122’si geçen yıldan devir, 10.066’sı 2025’te açılmış, kalan 18.157’si ise bozularak gelmiş. ₁₀ Bu dosyalardan 22.125’i hakkında karar verilmiş. Bunların 11.832’si beraat, 4.871’i mahkûmiyet kararıdır. Kalan 5.422 karar ise HAGB veya diğer kararlar olarak açıklanmıştır. ₁₁

Uzun uzun konuşmaya gerek yok. Üç kişi ağır ceza heyeti, üç kişi istinaf heyeti, soruşturma savcısı, duruşma savcısı ve istinaf savcısını hesaba kattığımızda, toplam dokuz hâkim ve savcı bir araya gelip bir dosyayı doğrultamamışlar. Aşağıda yine değineceğim ama şimdi de söylemeden geçemeyeceğim: Kendisini hâkim ve savcı olarak tanıtıp “Adınız terör örgütüne karıştı.” diyen dolandırıcılar güzel yere kapak atmışlar!

Yargılama faaliyetlerini kör topal nihayete erdirdikten sonra, iç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından başvurulabilen bireysel başvuru yolunu ve Anayasa Mahkemesi istatistiklerini de incelemek yerinde olacaktır. 2025 yılında 71.175 bireysel başvuru hakkında karar verilmiştir. Verilen kararlardan 4.750’sinde en az bir hakkın ihlal edildiğine karar verilmiştir. Ancak bu kararlardan kaçının hukuk, ceza, idare veya vergi mahkemelerinin kararları hakkında verildiğine ilişkin istatistik kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Her mahkeme türünün aynı oranda hak ihlaline sebebiyet verdiğini varsayarsak, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluyla ulaşan ceza mahkemesi kararlarının %6,67’sinde en az bir hakkın ihlal edildiği sonucuna varılabilir. ₁₂

Yazı boyunca ceza yargısının genel bir portresini çizmeye çalıştım. Detaylara boğmak istemediğim için takipsizlik kararlarına ilişkin istatistiklere, hukuk veya idare mahkemelerinin verilerine ya da uzun yargılama sürelerine değinmedim.

Açıklanan istatistikleri yeterli görmeyenler, kaynakçadaki raporları veya her adliyenin faaliyet raporunu tek tek inceleyebilir. Örneğin İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin istinaf incelemesine giden dosyalarının 2025 yılı istatistiği şu şekildedir: 29 dosyada başvuru esastan ret, 36 dosyada bozma + ilk derece mahkemesine gönderme, 3 dosyada bozma + yeniden hüküm kurma kararı verilmiştir. 155 dosyanın incelemesi ise devam etmektedir. Sonuçlanan dosyalar bakımından, bozma niteliğindeki kararların sayısı esastan reddedilen başvuruların sayısından fazladır. İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin istatistiği şu şekildedir: 36 dosyada başvuru esastan ret, 48 dosyada bozma + ilk derece mahkemesine gönderme kararı verilmiştir. 182 dosyanın incelemesi ise devam etmektedir. Bu mahkemede de sonuçlanan dosyalar bakımından bozma kararı verilen dosyaların sayısı, esastan reddedilen başvuruların sayısından fazladır. İlk derece kararlarının istinaf aşamasında daha fazla bozulduğu bir mahkeme daha… ₁₃

Kabaca açıkladığım istatistikler, Türk yargısının durumunu ortaya koymaktadır. Memleketin işçisini, köylüsünü, memurunu ya da varsılını geçtim; artık yüksek yargı mensupları bile adalet aramaktadır. Geçtiğimiz günlerde adalet yürüyüşüne katıldığı haberlere düşen Danıştay Dokuzunca Daire Başkanı Abdurrahman GENÇBAY, TBMM’de yaptığı konuşmada yargıya güvenin geldiği noktayı bir kez de içeriden birisi olarak ifade etmiştir. “…Ya, biz niye acımızı yaşamıyoruz? Biz niye yangın raporu okumanın peşine, iş müfettişi raporu okumanın peşine, Turizm Bakanlığının yetkilerini araştırmanın peşine düşmüşüz? ..Sorun aslında yargıya olan güven sorunu. Dairede benim arkadaşlarım bana taziyeye geldiklerinde önümde dosya görüyorlar tabii -sürekli önümde, müzakerelerden çıkar çıkmaz o dosyayı okuyorum- kimisi diyor ki: Ya, Başkan, ne oluyor, dosya mı okuyorsun, müzakere bitti -benim konum vergi- hâlâ vergi dosyası mı okuyorsun? “Yok, hayır vergi dosyası okumuyorum, benim devletim bana gözyaşları içinde evladımın dosyasını okutuyor.” dedim. Ben evladımın dosyasını okuyorum bir aydır.

… Ben mesleğe başlarken yargıya olan güven, abartmıyorum, yüzde 80’ler civarındaydı. …Bugün yargıya olan güven yüzde 20’ler seviyesine indi.

… Adalet Bakanlığı, soruşturmayı yürüten savcılığa talimat verebilir mi? Veremez. Savcılık ya da başsavcılık Adalet Bakanlığından bir talimat bekler mi? Beklemez. Peki, ben başsavcının odasına gidiyorum, yarım saat sonra, pazar günü, olaydan üç gün sonra oğlumun, evladımın eşyalarını almaya gidiyorum. Yarım saat orada çay içiyorum, yarım saat sonra makam dinlenme odasından birisi dalıyor içeriye “Ben, Bakanlığın şu üst düzey genel müdürüyüm.” …daha o tarihte bilirkişi raporu bile yayımlanmamışken bu üst düzey bürokrat âdeta bu dosya hakkında fikir beyan ediyor “Burada ihmal vardır.” diyor. Ya, Adalet Bakanlığı sen en çok burada hassasiyet göstermen gereken bakanlık olarak…

(ısrarla sorulması üzerine) Ceza İşleri Genel Müdürü, adını bilmiyorum.” ₁₄

Türk yargısının durumunu anlatan örnekler yazmakla bitmez. Adliyeye yolu düşen herkes bu konuda bin tane örnek anlatabilir. Ben hayatın içerisinden bir gözlemle yazımı sonlandıracağım. Telefonlara ara ara gönderilen “Hâkimler/Savcılar sizden para istemez” temalı İçişleri Bakanlığı mesajları, çürümüş yargı teşkilatını deşifre etmesi ve toplumdaki hâkim ve savcılara yönelik güven sorununu göstermesi bakımından ibretliktir. Türk Halkı, hâkim ve savcısına güvenmemektedir ve bu güvensizliğin altında yatan sebepleri hayatın içerisinde her gün görmektedir.

Terör suçlarına bakan Yargıtay 3. Ceza Dairesinin istatistikleri bile bu güvensizliğin nedenlerini anlamak için yeterlidir. Kim teröristtir kim değildir noktasında kişi hakkında son derece ağır sonuçlar doğuran kararların verildiği Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2025 yılında incelediği 30.086 ilk derece ve istinaf kararı hakkında 19.208’i bozma, 407’si ise bir bölümde onama, bir bölümde bozma kararı vermiştir. Yani incelediği kararların %65,85’ini tamamen veya kısmen bozulmuştur.

Alim olmasa da arif olan Türk Halkı, hâkim ve savcılarını çok iyi tanımakta ve yargı teşkilatının içinde bulunduğu durumu görmektedir. Türk Halkı, uzun süren yargılamalarda Marko Paşa’ya dert anlatmakla uğraşmaktansa parasını verip adını dosyalardan sildirmeyi daha kârlı bulmaktadır. Yalnızca bu da değil; Türk Halkı, hâkim ve savcıların ceplerini vicdanlarına tercih edeceğine de inanmaktadır. Bu inanç bile toplumsal güven krizini ifşa etmektedir. Yoksa adınız terör örgütü soruşturmasına karıştı diye bu kadar kişiyi dolandırmak mümkün olur muydu?

İşte Türk yargısının durumu ve bugünkü hâl-i pür-melali budur. Ortalama vatandaşın aldığı yargı hizmeti budur. AKP rejimi, yargı teşkilatının kantarını bozmuştur. Yargı teşkilatı, AKP rejimi yüzünden ortalama vatandaşa adalet hizmeti veremez hale gelmiştir. Siyasi davalar veya akçeli işlerin döndüğü davalarda zaten yargılamanın temel ilkeleri gözetilmemektedir. Bu nedenle Ekrem İMAMOĞLU ve diğer siyasi tutsaklara yönelik davalara hiç değinmedim. Gelinen noktada, eski bakandan duymaya alıştığımız “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir” açıklaması, bugünlerde dünyanın en kısa ama güldürmeyen fıkrasıdır.

Yazının başında ettiğim duanın öneminin, yazının sonunda daha iyi anlaşıldığı kanaatindeyim. Bozuk düzende sağlam çark olmaz.

“Mağdur, alacaklı, borçlu veya sanık olarak —hangi sıfatla olduğu fark etmez— AKP iktidarı sona ermeden Allah kimsenin yolunu adliyeye düşürmesin. Bu işten ekmeğini kazanan avukatlar hariç.”

KAYNAKLAR :

₁ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu s. 18

₂ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu s. 16-17

₃ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Adalet İstatistikleri s. 21

₄ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Adalet İstatistikleri s. 101

₅ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Adalet İstatistikleri s. 25

₆ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu s. 150

₇ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu s. 26-28

₈ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Adalet İstatistikleri s. 66

₉ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Adalet İstatistikleri s. 141

₁₀ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Adalet İstatistikleri s. 159

₁₁ T.C. Adalet Bakanlığı 2025 Yılı Adalet İstatistikleri s. 167

₁₂ Anayasa Mahkemesi 2025 Yıllık Rapor s. 263

₁₃ T.C. İstanbul Adliyesi 2025 Yılı Faaliyet Raporu s. 53

₁₄ Türkiye Büyük Millet Meclisi Bolu Kartalkaya Mevkiinde Bulunan Bir Otelde Meydana Gelen Yangın Faciasının Tüm Boyutlarıyla Araştırılarak İlgili Kurum Ve Kuruluşların Sorumluluklarının Tespit Edilmesi Ve Benzer Olayların Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, 13’üncü Toplantı, 30 Nisan 2025 Çarşamba, s. 21, 24