Tutuklama, hukuki bir terimdir. Kanunda geçici koruma tedbiri olarak düzenlenmiştir. Tutuklama kararı; işin önemi ve yargılama sonunda verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmak koşuluyla verilebilir. Tutuklama kararı verilebilmesi için hem kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillere hem de bir tutuklama nedenine birlikte ihtiyaç vardır. Tutuklama nedenleri yasada sınırlı olarak sayılmıştır. Kaçma şüphesini uyandıran somut olgular; delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme hususunda kuvvetli şüphe; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması hususunda kuvvetli şüphe; kanunda tutuklama nedenleri olarak açıklanmıştır. Kişinin suç işlediği yönünde kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığından, “tutuklama” istisnai bir müessese olarak düzenlenmiş ve uygulaması oldukça daraltılmıştır. İstisna olan tutuklamanın istisnası olacak şekilde, bazı suçlar hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda, tutuklama nedeninin var olduğu kabul edilerek yalnızca kuvvetli suç şüphesinin olup olmadığına bakılarak tutuklama kararı verilir. Yapılan yargılama sonunda verilen mahkumiyet kararı kesinleştiğinde kişi “hükümlü” olarak anılır. Suçun karşılığı cezanın infazına da bu aşamada başlanır.

 

Siyasi tutsaklık ise hukuki bir terim ve durum olan “tutuklu” veya “hükümlü” statülerden daha farklıdır. Kişi, bu durumda siyasi saiklerle ve hukuk dışı uygulamalarla özgürlüklerinden alıkonulmuştur. Görünürde “tutuklu” veya “hükümlü” olmanın hukuki gerekçesi mevcuttur. Ancak bu gerekçe bir maskeden ibarettir. Kişinin “tutuklu” veya “hükümlü” olmasının görünmeyen gerçek gerekçesi, siyasi faaliyetleridir. Siyasi tutsaklar, yasaları ihlal ettikleri için değil güç ilişkilerine meydan okuyan fikir, düşünce ve eylemleri sebebiyle tutsak edilirler. Ana motivasyon kişilerin siyasi faaliyetlerini sekteye uğratmak ve engellemektir. Amaç suçla mücadele değil tutsak ile mücadeledir. Olması gerektiği gibi işlenen suçtan faile gidilmez. Önce siyasi faaliyetleri sebebiyle fail tespit edilir. Ardından fail, bir hukuki görünüm yaratılarak tutsak edilir.

 

Aşağıdaki listede adı geçen (ve sayının çokluğu sebebiyle yazmayı unuttuğumuz) tüm siyasi tutsakların özgürlüklerine kavuşmaları, demokratik ve çoğulcu bir Türkiye için şarttır.

 

Ekrem İMAMOĞLU (Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı Adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı)

Şerafettin Can ATALAY (Avukat, Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili)

Selahattin DEMİRTAŞ (BDP ve HDP Eski Eş Başkanı, Eski Milletvekili)

Zeydan KARALAR (Adana Büyükşehir Belediye Başkanı)

Muhittin BÖCEK (Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı)

Kadir AYDAR (Ceyhan Belediye Başkanı)

Oya TEKİN (Seyhan Belediye Başkanı)

Niyazi Nefi KARA (Manavgat Belediye Başkanı)

Utku Caner ÇAYKARA (Avcılar Belediye Başkanı)

Hasan MUTLU (Bayrampaşa Belediye Başkanı)

Rıza AKPOLAT (Beşiktaş Belediye Başkanı)

Alaattin KÖSELER (Beykoz Belediye Başkanı)

Mehmet Murat ÇALIK (Beylikdüzü Belediye Başkanı)

İnan GÜNEY (Beyoğlu Belediye Başkanı)

Hasan AKGÜN (Büyükçekmece Belediye Başkanı)

Hakan BAHÇETEPE (Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı)

Özgür KABADAYI (Şile Belediye Başkanı)

Resul Emrah ŞAHAN (Şişli Belediye Başkanı)

Mehmet PEHLİVAN (Avukat)

Selçuk KOZAĞAÇLI (Avukat)

Atilla ÖZEN (Avukat)

Murat ONGUN (Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı)

Mahir POLAT (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı)

Mehmet Ali ÇALIŞKAN (Reform Enstitüsü Direktörü)

Buğra GÖKÇE (İstanbul Planlama Ajansı Başkanı)

Aykut ERDOĞDU (Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Eski Milletvekili)

Baki AYDÖNER (Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi Üyesi)

Kadriye KASAPOĞLU (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü)

Ali SUKAS (Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü)

Burak KORZAY (İSFALT Genel Müdürü)

Erdal Celal AKSOY (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı)

Celal TEKİN (Seyhan Belediye Başkanı Oya TEKİN’in Eşi)

Mustafa AKIN (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koruma Müdürü)

Recep CEBECİ (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Makam Şoför)

Tunç SOYER (İzmir Büyükşehir Eski Belediye Başkanı)

Merdan YANARDAĞ (Gazeteci)

Enver AYSEVER (Gazeteci)

Tayfun KAHRAMAN (Şehir Plancısı)

Ayşe Mücella YAPICI (Mimar)

Aslı AYDEMİR (Akademisyen – Leman Dergisinin Camlarını Kıranlara Tepki Gösteren Kişi)

Bilge Kağan ŞARBAT (Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Üyesi – Kadıköy’de asgari ücret protestosuna katılan 19 yaşındaki Boğaziçi Üniversite öğrencisi)

MESEM Katliamlarını Protestocu Eden 16 Genç (Yaş ortalaması 19 olan Türkiye İşçi Partisi üyesi 16 öğrenci)

 

Gerçek liste daha kalabalıktır. Sosyal medyada fazla görünürlüğe ulaşan sokak röportajını yapan vatandaş, şaka yapan komedyen, haber yapan gazeteci, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanan öğrenci ya da etkili savunma yapan avukat da çeşitli zamanlarda bu listenin parçasını oluşturur. Üstelik gerçek ve eksiksiz liste, gerçek kişilerden ibaret değildir. Ne yazık ki soyut varlıklar da tutsaklık uygulamasından nasibini almaktadır. Erişim engeli getirilen sosyal medya sayfası, susturulan bir şarkı, kayyum atanan televizyon kanalı ya da şirket veya fiilen el konulan parti il binası örnekleri ortadadır.

 

Demokratik ve çoğulcu bir Türkiye özlemi duyan milyonlarca insanın kalbi, yukarıda ismi yazılsın veya yazılmasın tüm siyasi tutsaklarla birlikte atmaktadır. Başta 15 milyondan fazla vatandaşın oyuyla Cumhurbaşkanı Adayı olan ve özgürlüğüne kavuşması için 24 milyondan fazla vatandaşın imza attığı Ekrem İmamoğlu olmak üzere tüm siyasi tutsakların özgürlüğü, demokratik ve çoğulcu bir Türkiye’nin olmazsa olmazdır.