2025 yılının başında yapılan ASAL Araştırma anketinde toplumun yüzde 71’i Türkiye’de adalet olmadığını, 2025 yılı sonbaharında yapılan Gündemar Araştırma anketinde ise toplumun yüzde 75’i yargının kötüye gittiğini düşünüyor. ₁ PanoramaTR şirketinin araştırmasına göre vatandaşların %76’sı mahkemeye gittiğinde haksızlığa uğramaktan korkuyor. ₂
İlk yazının başlığı “Biliyorsunuz… Türk Yargısının Özel Bir Durumu Var” idi. Özetle Türk yargısı gittiği yerine AKP Yargı Kollarının geldiği ve AKP rejiminin 24 yıllık aralıksız iktidarının yargı teşkilatını çürüterek vatandaşın makul bir yargı hizmetine kavuşmasını engellediği açıklanmıştı. Bugün AKP rejiminden ve yargıdan adalet beklemek, ölüden medet ummak gibidir. Artık çıkarılan bilmem kaçıncı yargı paketi de adalet hizmetinin iyileşmesine katkı sağlamamakta, sadece sorunları gizleme ya da öteleme vazifesi görmektedir. Kalıcı çözüm önce AKP rejiminden kurtulmak, devamında ise yargıyı yeni kurumlarla yeniden örgütlemekten geçmektedir.
Yargıyı yeni kurumlarla yeniden örgütleme faaliyetine temelden, yani soruşturma aşamasının başlangıcından başlanmalı ve AKP rejiminin sona ermesinin ardından acilen Adli Kolluk Genel Müdürlüğü kurulmalıdır.
İdari kolluk ve adli kolluk faaliyetleri farklı personeller tarafından, farklı yöneticiler altında, farklı mevzuata dayanarak ve kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun bir şekilde yürütülmelidir. İdari kolluk faaliyetlerinde görev yapan personelin aynı zamanda adli kolluk faaliyetlerinde de kullanılması kimi zaman CMK’ya aykırı işlemlerin yapılmasına sebebiyet vermekte, uzmanlaşmayı engellemekte, en azından aynı personelin iki farklı amaçla kullanılması adli kolluk faaliyetlerinin yavaşlamasına sebep olmaktadır. Disiplin ve terfi işlemlerinde tümüyle mülki amire bağlı, nerede adli kolluk nerede idari kolluk hizmeti yürütüldüğü hayali ayrımlarla bölünmüş ve aynı anda hem mülki amirin hem de Cumhuriyet Savcısının talimatı ile görev yapan kurumlar, adli kolluk faaliyetlerini verimsiz hale getirmektedir.
Adli Kolluk Genel Müdürlüğü; tüm ülkeyi kapsayacak şekilde, Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak, kır ve kent ayrımı yapmadan, bir kısmı Emniyet Genel Müdürlüğü bir kısmı Jandarma Genel Komutanlığı kadrolarından geçiş yapacak personel ile ama çoğunluğu işe yeni alınacak personel ile tüm il ve ilçelerde kurulması gereken yeni bir örgütlenme tipidir.
Soruşturmanın başlangıcından iddianamenin yazılmasına kadar olan tüm süreci, Adli Kolluk Genel Müdürlüğü tek başına yürütmelidir. Buna çürümüş Cumhuriyet Savcılarının yetkilerinin devri de dahildir. Adli Kolluk Genel Müdürlüğü, bir nevi “Polis Savcılığı” birimini de içerisinde barındırmalıdır. Bu kapsamda; bugünkü Cumhuriyet Savcılarının soruşturma aşamasındaki yetkileri ile donatılmış, unvanı “muhakkik” veya “soruşturmacı” olan, tamamı hukuk fakültesi mezunu personel soruşturma dosyalarının baş sorumluları olmalıdır. Bu kişilerin bir kısmı Cumhuriyet Savcıları arasından seçilebilir ama çoğunluğu işe yeni alınacak personel olmalıdır. Cumhuriyet Savcılarının kovuşturma aşamasındaki görevleri ise aynen devam etmelidir.
Adli Kolluk Genel Müdürlüğünün kurulması aynı zamanda İdari Kolluk Genel Müdürlüğünün kurulmasını da zorunlu hale getirmektedir. İdari Kolluk Genel Müdürlüğü, Adli Kolluk Genel Müdürlüğünün görev alanına girmeyen diğer hizmetleri -örneğin trafik, koruma ve sair önleyici kolluk hizmetlerini- yerine getirmekle sorumlu tutulmalıdır. İdari kolluk birimlerinin adli kolluk ile ilişkisi, esasen bu yazının konusu olmamakla birlikte kabaca anlatmak gerekirse, idari kolluk hizmeti esnasında yaşanan veya denk gelinen adli olaylarda adli kolluk birimleri gelene kadar delillerin ve olay yerinin muhafazası ile sınırlı tutulmalıdır. İdari Kolluk Genel Müdürlüğü personeli, Adli Kolluk Genel Müdürlüğüne geçiş yapmamış Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı personelinden (Jandarma Genel Komutanlığı personeline Kara Kuvvetleri Komutanlığının personel ihtiyacına göre buraya geçiş imkanı da tanınabilir) oluşturulmalıdır. Yani İdari Kolluk Genel Müdürlüğü; İçişleri Bakanlığı bünyesinde, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı birleştirilerek kurulmalıdır. Bu sayede İdari Kolluk Genel Müdürlüğü, sağlam temeller üzerinde kurulacak, idari kolluk hizmetinin sunulmasında uzmanlaşma imkanına kavuşacak ve bugünküne kıyasla daha verimli idari kolluk hizmeti verecektir. Örneğin; koruma ve önleme faaliyetlerinde daha da uzmanlaşmış bir kurum, elindeki personel sayesinde yalnızca petrol boru hatları ya da stratejik tesislerin değil TMO silolarının veya okulların dahi korunmasına katkı sağlayabilecektir. TMO silolarının ya da okulların korunması örneğini öylesine verilmiş örnekler değildir. Ne yazık ki bu tesis ve yerleşkelerin de korunması gerekmektedir. Mesela Aralık 2025 ve Ocak 2026’da basında yer alan iki haber, ülkemizin TMO silolarının bile korunamadığını göstermektedir. Konya ili Yunak ilçesinde yıllık 40 milyon liraya kiralanan TMO silolarındaki bir miktar hububat kaçak olarak satılmış, bu suretle 500 milyon TL’lik zarara sebebiyet verilmiştir. Mardin ili Kızıltepe ilçesinde de benzer işlemlerle 1 milyar TL’lik zarara sebebiyet verilmiştir. Ortalama bir kolluk personelinin devlete aylık masrafının 180.000 TL olduğu varsayılırsa, salt yukarıda örneği verilen ve bilinen 2 TMO silosundaki hırsızlığın önlenmesi bile (bilinmeyenler muhtemelen daha fazladır) 8.300 personelin bir yıllık masrafının tek başına karşılanmasına yetmektedir. Okulların korunması hizmetinin para ile karşılığının açıklanması ise mümkün değildir. Amerika’da olsa şaşırmayacağımız okul baskınlarının artık ülkemizde de görülmesi, bu alanda hizmet verilmemesi halinde, maddi zararların ötesinde (özel okullara gizli teşvik olması) ülkemize çok ağır manevi maliyet çıkarmaktadır.
Kolluk birimlerinin; idari kolluk ve adli kolluk şeklinde vatandaşa sunulan hizmet tipine göre örgütlenmek yerine, aynı anda hem idari hem de adli kolluk faaliyeti yürüten ancak hizmetin görüldüğü yer düzleminde kent – kır şeklinde ayrılmış iki kurum tarafından verilmesi verimsizliğe sebep olmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı şeklinde hizmetin verildiği yere göre yapılan bir ayrımdan ziyade, Adli Kolluk Genel Müdürlüğü – İdari Kolluk Genel Müdürlüğü şeklinde uzmanlığa dayalı yeni bir örgütlenme; kolluk hizmetinin verimliliği ve kalitesi için daha isabetli olacaktır. Üstelik sürekli olarak siyaset ile yan yana anılan kurumlar yerine (bu sözüm hem Emniyet Genel Müdürlüğü hem Jandarma Genel Komutanlığı hem de Cumhuriyet Başsavcılıkları içindir) yeni kurumların ihdas edilmesi, vatandaşın devlet ile olan ilişkisindeki güven sorununun çözülmesine olumlu katkılar sağlayacaktır.
Yazdığım sisteme benzer ayrı örgütlendirilmiş adli kolluk birimleri ve “Polis Savcılığı”na benzer “muhakkik/araştırmacı” sisteminin uygulandığı pek çok ülke mevcuttur. Diğer ülkelerdeki uygulamalar da incelendiğinde; ülkemizde yeni bir örgütlenmeye gidilmesinin yargı hizmetini iyileştireceği daha iyi anlaşılacaktır.
Örneğin yazıda açıkladığım Adli Kolluk Genel Müdürlüğü içerisinde kurulmasını önerdiğim “muhakkik/araştırmacı” unvanlı personele benzer bir yapılanma; Adli – İdari Kolluk ayrımı yapılmamasına rağmen “Polis Savcılığı” olarak Norveç’te uygulanmaktadır. Norveç’teki sistemde; adli bir makamda olan savcı, sadece adli kolluk hizmetini yerine getiren personelin değil idari kolluk hizmetini yerine getiren personelin de hiyerarşi olarak üstü konumundadır. Ülkemizde ise savcının adli kolluk personeli üzerindeki etkisi bile sınırlıdır. Kaynakçada açıklanan yazının yazarı, Norveç sisteminin ülkemize uygulanabilirliği konusunda; öncelikle adli kolluk personelinin idari kolluk personelinden ayrılarak savcılık makamı bünyesine dahil edilmesini yani adli kolluk personelinin savcılık teşkilatı içerisinde istihdam edilmesini, bu öneri gerçekleştirilemese bile en azından karakol savcılığı müessesesinin ihdas edilmesini önermektedir. ₃
Geçmişte ülkemizde de Adli Kolluk – İdari Kolluk ayrımı yapılmak istense de başarılı olunamamıştır. 1961 Anayasası’nın 138. Maddesinde “Adli zabıta doğrudan doğruya adli mercilerin emrindedir.” düzenlemesi yapılmak istenmiş ancak bu düzenleme temsilciler meclisinden geçmemiştir. Adalet Bakanlığı 1991 ve 1992 yıllarında iki defa “Adli Kolluk Kanun Tasarısı” hazırlamış ama bu tasarılar da yasalaşmamıştır. Bu tasarılarda; kolluğun adli ve idari olarak ayrılması ve adli kolluğun Adalet Bakanlığı’na bağlanması öngörülmüştür. CMK hazırlık sürecinde TBMM alt komisyonunda görüşüldüğü sırada oluşturulan bilim kurulu; hızlı, etkin ve adil bir yargılama için özlük hakları bakımından Cumhuriyet Savcısına bağlı adli kolluk teşkilatının kurulmasını önermiştir. Ancak bu öneri de maalesef yasalaşmamıştır. İşin temelinde; aralarında hiyerarşi bulunmayan bir kolluğun savcının talimatlarını her zaman savsaklayabileceği, idari amiri ile savcının talimatları arasında kaldığı zaman idari amirinin talimatını önceleyeceği, savcıya sadece kolluk yanlış yaptığında kolluğa karşı sadece ceza davası açma yetkisi verilmesinin kolluğun savcıyı amir bellemek yerine düşman gibi bakmasına yol açacağı ve kolluğun yükseltilmesinde, tayininde ve disiplininde savcı söz sahibi olursa gerçek anlamda emirleri yerine getirilen konumuna yükseltileceği yatmaktadır. Fransa ve İtalya’da adli kolluk sistemi uygulanmaktadır. İngiltere, Galler ve İrlanda’da uygulanan sistemde kolluk tek bir birim olup, adli – idari kolluk ayrımı yoktur ancak kolluk suç soruşturmasını savcıdan bağımsız olarak yürütmektedir ve savcıyla bu konuda temasa geçmek zorunda değildir. Ancak bunun karşılığında bu ülkelerde soruşturmanın hukuka uygun yürütülmesinden kolluk sorumludur. Savcının kolluk üzerinde doğrudan yetkisi yok ise de savcı toplanan delillerin hukuka aykırı toplanmış olması ya da delillerin eksik toplanmış olması durumlarında dava açmayarak kolluk üzerinde dolaylı bir denetim gerçekleştirmektedir. ₄
Bana kalırsa Türkiye’nin kendine has bir yapısı vardır. Türk Yargısının içinde bulunduğu özel durum, bozulan adalet hizmetinin yeniden görülebilir hale getirilmesi için yeni kurumları ve yeni örgütlenmeleri zorunlu kılmaktadır. Türk Yargısının Özel Durumunun çözülmesi için sıfır noktasından işe başlamak şarttır. İşte tam da bu sebeple, hizmet verdikleri yer esasıyla ayrılan kolluğun faaliyet alanlarına göre İdari Kolluk Genel Müdürlüğü ve Adli Kolluk Genel Müdürlüğü olarak yeniden örgütlenmesi ve Cumhuriyet Savcılarının soruşturma aşamasındaki yetkilerinin de yeni kurulacak olan Adli Kolluk Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yapacak “muhakkik/araştırmacı” unvanlı hukuk fakültesi mezunlarına devredilmesi bir zorunluluktur.
KAYNAKÇA
₁ https://www.dw.com/tr/19-marttan-bir-y%C4%B1l-sonra-t%C3%BCrkiyede-yarg%C4%B1ya-g%C3%BCven-nerede/a-76409152
₂ https://www.karar.com/yazarlar/elif-cakir/beni-turk-yargisina-teslim-etmeyin-diyenlerin-orani-yuzde-76-1607882
₃ İdari Kolluk – Adli Kolluk Ayrımında Norveç Polisi Ve Sivil Denetimi / Melikşah ÇIRAKOĞLU / ASBÜ Hukuk Fakültesi Dergisi (2024/2 Prof. Dr. Mustafa Avcı’ya Armağan) / s.1625 – 1671
₄ Adli Kolluk – Savcı İlişkisi Ve Soruşturmalara Etkisi / Yusuf Ziya POLATER / TBB Dergisi 2015 (120) Yusuf Ziya POLATER / s.289 – 324